İçeriğe geç

Getir şu an kimin ?

İçsel Bir Merakla Başlayan Soru: “Getir Şu An Kimin?”

Bir marka, bir kurum, bir servis… Bunların ardındaki sahiplik yapısını sormak çoğumuz için ilk anda teknik bir konu gibi gelir. Fakat psikolojik bakış açısından baktığımızda bu soru, kimlik, kontrol, ait olma ve güven gibi bilişsel ve duygusal süreçleri tetikler. Bir uygulamayı indirirken ya da bir hizmeti kullanırken zihnimizde otomatik olarak “Bu kimin?” sorusu belirir. Bu soru, sadece malî bir mülkiyet ilişkisi değil; aynı zamanda bireylerin sosyal çevreleriyle kurduğu bağların, algısal kabullerinin ve beklentilerinin de bir yansımasıdır.

Getir markasıyla kurduğumuz ilişki günlük hayatımızın içinde küçük ama güçlü bir yer tutuyor. Bu ilişkiyi çözümlerken yalnızca şirket yapısını değil, bu yapının bizim zihnimizde yarattığı temsili de çözmek gerekiyor. Öyleyse, insan davranışlarının ardındaki bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarıyla birlikte cevaplayalım: Getir şu an kimin?

Bilişsel Psikoloji: Sahiplik Algısı ve Marka Kontrolü

Algı ve Anlamlandırma Süreçleri

Bilişsel psikoloji, zihnimizin bilgiyi nasıl işlediğini inceler. Bir markanın “kime ait olduğu” hakkında bilgi edinmek, zihinsel bir şema oluşturma sürecidir. Markayı tanıdığımızda beynimiz, geçmiş deneyimlerimizi, medya mesajlarını, reklamları ve sosyal çevrenin yorumlarını bir araya getirir. Bu bağlamda, “Getir kimin?” sorusu, sadece bir isim sorusu değildir; aynı zamanda bu marka ile ilgili inşa ettiğimiz bilişsel çerçevenin bir uzantısıdır.

Getir, 2015’te bir grup Türk girişimci tarafından kurulduktan sonra hızla büyüdü. Ancak zamanla sahiplik yapısı değişti ve bu değişim algı süreçlerimize de yansıdı. Artık kullanıcılar ve çalışanlar için markanın kim tarafından kontrol edildiğini bilmek, hizmete duyulan güven ve aidiyet hissini etkileyebilir. Bir markanın yerli mi yoksa uluslararası mı kontrol edildiğine dair algı, insanların tüketim alışkanlıklarını ve marka tercihlerini değiştiren güçlü bir etkendir.

Getir’in Mülkiyet Yapısı: Güncel Gerçeklik

Bugün itibarıyla Getir’in sahibi, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli yatırım şirketi Mubadala Investment Company ve bu şirket tarafından Uber Technologies ile yapılan stratejik anlaşmalardır. Getir’in Türkiye’deki teslimat işlerinin kontrolü, mevcut ana hissedar olan Mubadala ve Uber arasında yapılmış bir anlaşma aracılığıyla devredilmek üzere ilerlemektedir; bu süreç onaylara tabi olmakla birlikte Uber, teslimat portföyünü satın almak için anlaşma sağladığını duyurmuştur. ([investor.uber.com][1])

Bu mülkiyet değişim süreci, bilişsel olarak kullanıcıların zihninde bir “yerli girişimden uluslararası yapı” algısına evrilme sürecini tetikler ve marka ile duygusal bağımızı yeniden konumlandırmamıza neden olur.

Duygusal Psikoloji: Duygusal Zekâ, Bağlılık ve Belirsizlik

Duygusal Tepkiler ve Bağlılık

Bir markanın sahibinin değişmesi, sadece ekonomik haber değil; aynı zamanda kullanıcıların duygusal reaksiyonlarını tetikleyen bir olaydır. Birçok kullanıcı için Getir, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olabilir. Bu nedenle, markanın “kimin olduğu” ile ilgili belirsizlik, duygusal zekâ gerektiren bir içsel dengeleme süreci yaratır: Yeni sahiplik yapısı, kullanıcıların marka ile kurdukları duygusal bağı nasıl etkiler?

Duygusal psikoloji, bu sorunun ardında yatan süreçleri anlamamıza yardımcı olur. Bir şirketin el değiştirmesi, bazı kullanıcılar tarafından güvenin azalmasına neden olabilirken, bazıları bunu “büyümenin ve sürdürülebilirliğin” bir işareti olarak görebilir. Bu iki farklı duygu, aynı olay karşısında ortaya çıkan psikolojik çerçeve farklılıklarıdır.

Kendi yaşamınızda düşünün: Bir uygulamanın sahibi değiştiğinde dikkatiniz veya bağlılığınız değişiyor mu? Bu durum sizde güven, sevgi, yabancılaşma veya belirsizlik duygularını tetikliyor mu?

Risk Algısı, Kontrol ve Güven

Duygularımız çoğu zaman risk algımızı şekillendirir. Bir markanın yabancı bir yatırımcı tarafından kontrol edilmesi, bazı kişilerde yabancılaşma hissi yaratabilir. Bu hissin psikolojik arka planında “kontrol kaybı” korkusu vardır. Kontrolün kaybolduğu algısı, bireylerde stres tepkilerini tetikleyebilir.

Buna karşılık, başka bireyler bu değişimi bir açıdan “globalleşme”, “yeni fırsatlar” ya da “verimlilik artışı” gibi olumlu duygularla ilişkilendirir. Bu iki uç durum, bireyin geçmiş deneyimleri, değerleri ve sosyal çevresiyle şekillenen duygusal zekâ ile bağlantılıdır.

Sosyal Psikoloji: Grup Dinamikleri, Sosyal Etkileşim ve Marka İmajı

Sosyal Kimlik ve Aidiyet

Sosyal psikoloji, bireylerin grup içi davranışlarını ve etkileşimlerini inceler. Bir markanın sahibi kim olduğunda, bu bilgi kullanıcıların sosyal çevrelerinde nasıl konumlandırıldığını etkiler. Örneğin, “yerli girişim” söylemi bazı bireylerde gurur duygusunu tetiklerken, uluslararası bir yatırımcı tarafından kontrol edilme durumu farklı gruplarda farklı duygusal ve sosyal tepkilere yol açabilir.

Marka aidiyeti sadece ekonomik değil; sosyal kimliği de ifade eder. İnsanlar genellikle bir topluluğa ait olma ve bu topluluğun değerlerini paylaşma ihtiyacı hissederler. Bir markanın sahibi değiştiğinde bu aidiyet algısı sarsılabilir. Sosyal çevremizde markalar hakkında konuşurken kullandığımız dil, bu algısal değişimin bir göstergesidir.

Sosyal Etkileşimler ve Algı Transferi

Bir marka hakkında konuşmak sadece bireysel bir etkinlik değildir; sosyal etkileşimin bir ürünüdür. Ailemiz, arkadaşlarımız, çevrimiçi forumlar ve sosyal medya bu etkileşimlerin arenasıdır. Bir kişinin “Getir şu an kimin?” sorusuna verdiği yanıt sıklıkla başkalarının görüşlerinden etkilenir.

Bu durum sosyal etkileşim ile bilişsel süreç arasındaki etkileşimi açığa çıkarır: İnsanlar genellikle çevrelerinde gözlemledikleri olumlu ya da olumsuz deneyimlere göre marka ile ilgili fikirlerini güncellerler. Bu süreç, bir bilişsel çerçeve güncellemesi olduğu kadar sosyal bir uyum mekanizmasıdır.

Psikolojik Çelişkiler ve Sorgulamalar

Çelişki: Güven mi, Büyüme mi?

Bugün Getir’in mevcut sahiplik yapısı, ekonomik veriler ve stratejik anlaşmalarla şekilleniyor. Ancak psikolojik olarak, bu gerçeklik ile kullanıcı beklentileri arasında bir çelişki yatıyor. Bir yandan küresel sermayenin yerel girişimlerle olan ilişkisi, büyüme ve sürdürülebilirlik algısını güçlendiriyor; diğer yandan bu ilişkiler, yerel kimlik ve kontrol hissini zedeleyebiliyor.

Bu çelişki, bireyin kendi iç deneyimlerini ve marka ile olan bağlarını sorgulamasını gerektiriyor: Bir markanın size ait hissedilmesi, onun fiziksel sahipliğinden mi yoksa sizin kullanım deneyiminizden mi doğuyor?

Kendi Deneyiminizi Düşündüğünüzde…

– Bir hizmetin kimin tarafından sahiplenildiğini öğrendiğinizde duygularınız nasıl değişiyor?

– Sahiplik yapısı sizin için güven ile mi yoksa belirsizlikle mi ilişkilendiriliyor?

– Bir markaya bağlılık duyarken duygusal zekânız bu bağı nasıl biçimlendiriyor?

Bu sorular, psikolojik süreçlerin sadece bireysel değil, sosyal bir fenomen olduğunu gösterir.

Sonuç: Sahiplik Bir Kavramın Ötesinde

Getir gibi bir markanın “şu an kimin” olduğu sorusu, yalnızca ekonomi ya da hukuk çerçevesiyle yanıtlanamaz. Bu soru, bireylerin algı, duygusal bağ, sosyal kimlik ve etkileşim süreçlerini de tetikler. Bugün Getir’in çoğunluk kontrolü Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Mubadala tarafından elinde bulundurulmakta ve Uber ile yapılan bir satın alma anlaşması bu yapıyı yeniden şekillendirmektedir. ([investor.uber.com][1])

Ancak psikolojik açıdan baktığımızda, “kimin olduğu” bilgisi, zihnimizde marka ile ilgili bir öyküye dönüşür: Bu öykü, aidiyetlerin, beklentilerin ve sosyal bağlamların birleştiği bir alandır. Markanın kimliğini merak etmek, aslında kendi iç dünyamızda kontrol, güven ve ilişki dinamiklerini sorgulamaktır. Bu sorgulama, bir şirketin kim tarafından sahiplenildiğini bilmekten çok daha derin ve insanî bir araştırmadır.

[1]: “Uber Doubles Down on Türkiye with Agreement to Acquire Getir’s Delivery …”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet girişhttps://www.betexper.xyz/